|
1- Sana
ganimetlerin bölüştürülmesini
soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi
Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz
gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan
korkun da biribirinizle aranızı düzeltin.
Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.
2- Gerçek müminler ancak o müminlerdir
ki, Allah anıldığı zaman
yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu
zaman imanlarını arttırır.
Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül
ederler.
3- Onlar ki, namazı gereği gibi
kılarlar ve kendilerine rızık
olarak verdiğimiz şeylerden Allah
yoluna harcarlar.
4- İşte gerçekten mümin
olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında
dereceler vardır, bağışlanma
ve değerli rızık vardır.
5- Nitekim Rabbin seni, hak uğruna
savaşmak için evinden çıkarmıştı.
Oysa müslümanların bir kısmı
o zaman bundan hoşlanmamışlardı.
6- Ve gerçek, gün gibi açığa
çıktıktan sonra bile seninle münakaşaya
devam etmişlerdi; sanki göz göre göre
ölüme sürükleniyorlardı.
7. İşte o zaman Allah size iki
taifeden (kervan veya kureyş
ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin
olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki,
şanı ve şerefi olmayan şey
(kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle
hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerin
arkasını kesmek istiyordu.
8- Ki, hakkın hak olduğunu tanıtsın
ve batılı büsbütün yok etsin,
varsın o günahkârlar istemesin.
9- O vakit siz Rabbinizden yardım
diliyordunuz. O da: "Ben işte
ardarda bin melekle size yardım
ediyorum" diye duanızı kabul
buyurmuştu.
10- Bunu da Allah size sırf bir müjde
olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın
diye yapmıştı. Yoksa zafer
ancak Allah katındandır. Gerçekten
Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.
11- O sırada size, yine katından
bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku
sardırıyordu, sizi temizlemek,
şeytanın vesvesesini sizden
gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve
ayaklarınızı sağlam
durdurmak için gökten üzerinize yağmur
indiriyordu.
12- İşte o anda Rabbin
meleklere şöyle vahyediyordu: Ben
sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin
yüreğine korku salacağım,
hemen boyunlarının üstüne vurun,
parmaklarına, parmaklarına
vurun".
13- Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne
karşı geldiler. Kim Allah'a ve
Resulüne karşı gelirse, bilsin ki
Allah'ın azabı çok çetindir.
14- İşte gördünüz ya, şimdilik
siz bunu tadın, şu da kesindir ki,
ahirette kâfirlere cehennem azabı vardır.
15- Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle
karşılaştığınız
zaman, onlara arkalarınızı dönmeyin
(kaçmayın).
16- Böyle bir günde her kim onlara,
tekrar dönüp çarpışmak için
geri çekilmek veya diğer bir safta
yeniden mevzilenmek hâlleri dışında,
arkasını dönerse, muhakkak
Allah'dan bir gazaba uğramış
olur ve varacağı yer cehennemdir,
orası da ne kötü bir akıbettir.
17- Sonra onları siz öldürmediniz,
lâkin Allah öldürdü. Attığın
zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı.
Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek
içindi. Allah işitendir, bilendir.
18- Gördünüz ya, Allah, kâfirlerin
kurduğu tuzağı işte böyle
boşa çıkarır.
19- Fetih istiyorsanız, işte
size fetih gelmiştir, eğer aşırı
gitmez de son verirseniz, hakkınızda
daha hayırlıdır. Yok eğer
dönerseniz, biz de döneriz. O vakit
askeriniz çok da olsa size hiç bir şekilde
fayda vermez. İyi biliniz ki, Allah müminlerle
beraberdir.
20- Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne
itaat edin. İşitip durduğunuz
halde onun emirlerinden yüz çevirmeyin!
21- Ve işitmedikleri halde "işittik"
diyenler gibi olmayın!
22- Çünkü yeryüzünde dolaşan
canlıların Allah katında en kötüsü
anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla
dilsizlerdir.
23- Allah onlarda hayır görseydi
onlara işittirirdi, işittirseydi
yine de aldırmaz arka dönerlerdi.
24- Ey iman edenler! Peygamber sizi, size
hayat verecek şeylere davet ettiği
zaman, Allah'a ve Resul'e icabet edin. Ve
bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına
girer. Ve siz kesinkes O'nun huzurunda
toplanacaksınız.
25- Ve öyle bir fitneden sakının
ki, içinizden yalnızca zulüm
yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki,
Allah'ın cezası şiddetlidir.
26- Düşünün ve hatırlayın
o zamanları ki, hani bir vakitler siz
yeryüzünde güçsüzdünüz, hor görülen
bir azınlıktınız. İnsanların
sizi hırpalamasından
korkuyordunuz, öyle iken O, sizi barındırdı
ve sizi yardımıyla destekleyip güçlendirdi
ve şükretmeniz için temizlerinden rızık
verdi.
27- Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'e
hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi
emanetlerinize hıyanet etmiş
olmayasınız.
28- Ve iyi biliniz ki, mallarınız
ve evlatlarınız birer imtihan aracından
başka birşey değildir. Allah
katında büyük ecir vardır.
29- Ey iman edenler! Allah'a karşı
gelmekten sakınırsanız, O,
size bir furkan (hakkı batıldan ayırdedecek
bir anlayış) verir ve günahlarınızı
örtbas eder, sizi bağışlar.
Allah büyük lütuf sahibidir.
30- Hani bir vakitler, o kâfirler, seni
tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp
çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı
da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında
tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların
en hayırlısını kurar.
31- Onlara âyetlerimiz okunduğu
zaman, "işittik, dilersek bunun
gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin
efsanelerinden başka bir şey değildir"
diyorlardı.
32- Bir vakit de, "Ey Allah, eğer
bu Senin katından gelmiş bir hak
kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar
yağdır veya bize daha acı bir
azap ver" demişlerdi.
33- Halbuki sen içlerinde iken Allah,
onlara azab edecek değildi. İstiğfar
ettikleri sürece de Allah onlara azab
edecek değildir.
34- Şimdi ise Allah'ın
kendilerine azab etmemesi için neleri var
ki? Oysa Mescid-i Haram'dan menediyorlar. Üstelik
onun hizmetine ehil
kişiler de değiller. Çünkü
onun hizmetine ehil olanlar ancak müttakilerdir.
Lâkin çoğu bunu bilmezler.
35- Kâbe huzurunda onların duaları
ise ıslık çalıp el çırpmaktan
başka birşey değildir. O
halde inkârınızdan (ve nankörlüğünüzden)
dolayı bu azabı tadın bakalım.
36- Mallarını, Allah yolundan
engellemek için sarfeden o kâfirler, hiç
şüphesiz yine onu sarfedecekler. Varsın
sarfetsinler, sonra o yüreklerine inen bir
acı olacak, sonra da mağlup
olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp
cehenneme gönderilecekler.
37- Allah, murdarı temizden ayırdetmek
için ve bir de murdar kısmını
birbiri üzerine bindirip hepsini bir araya
getirmek ve topunu birden cehenneme koymak için
böyle yapar. İşte bunlar o hüsran
içinde kalanların ta kendileridir.
38- O kâfirlere de ki: Eğer bu işe
son verirlerse daha önce yaptıkları
bağışlanacak. Yok yine karşı
koymaya başlar, isyana dönerlerse, önceki
ümmetlere uygulanan kurallar kendilerine de
uygulanacak. (Artık o ilâhî uygulamayı
beklesinler.)
39- Ortalıkta fitne kalmayıp,
din tamamıyla Allah'ın dini
oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer
vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını
görür.
40- Yok vazgeçmez de tekrar eskiye dönerlerse
artık bilin ki, Allah sizin yardımcınızdır.
O ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.
41- Şunu da biliniz ki, ganimet
olarak aldığınız her
hangi bir şeyden beşte biri
mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve
ona yakınlığı olanlara,
yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara
aittir. Eğer siz Allah'a iman etmiş,
hak ile batılın ayrıldığı
o gün, iki ordunun karşı karşıya
geldiği o (Bedir) günü kulumuza
indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş
iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki,
Allah, herşeye kâdirdir.
42- O vakit siz vadinin yakın bir
yamacında idiniz, onlarsa uzak yamacında
idiler. Kervan da sizden daha aşağıda
idi. Öyle ki, şayet onlarla sözleşmiş
olsaydınız, öyle bir buluşma
yeri için mutlaka anlaşmazlık çıkarırdınız.
Fakat olması gereken (zafer)in olması
için Allah böyle takdir etti. Tâ ki,
helak olan apaçık bir delil gördükten
sonra helak olsun, sağ kalanlar da yine
apaçık bir delilden sonra yaşasın.
Kesindir ki Allah, işitendir, bilendir.
43- Hani o vakitler Allah sana uykunda (rüyanda)
onları az gösteriyordu. Eğer
Allah sana onları kalabalık gösterseydi
korkacaktınız ve savaş
konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz.
Fakat Allah böyle bir şeyden sizi uzak
tuttu. Çünkü O, gönüllerde yatanı
da bilir.
44- Ve işte onlarla karşılaştığınız
vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu,
sizi de onların gözlerinde azaltıyordu.
Çünkü Allah o mukadder olan işi
yerine getirecekti. Bütün işler
Allah'a döndürülür.
45- Ey iman edenler, bir düşman
topluluğu ile karşılaştığınız
zaman sebat edin ve Allah'ı çokça
zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.
46- Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne
itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin.
Sonra içinize korku düşer ve
kuvvetiniz elden gider. Sabırlı
olun, çünkü Allah sabredenlerle
beraberdir.
47- Çalım atarak ve halka gösteriş
yaparak yurtlarından çıkanlar ve
Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayın.
Allah onların bütün yaptıklarını
çepeçevre kuşatmıştır.
48- Şeytan, onlara amellerini güzel
gösterdiği zaman, "Bu gün
insanlardan size galip gelecek yoktur, ben
de size yardımcıyım."
demişti. Fakat iki tarafın karşı
karşıya geldiği görününce
arkasını dönüp kaçtı ve
şöyle dedi: "Ben sizden
kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz
şeyler görüyorum ve ben Allah'dan
korkarım. Ayrıca Allah'ın
azabı çok çetindir."
49- O sırada münafıklar ve
kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar
hakkında) "şu adamları
dinleri aldattı" diyorlardı.
Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin
ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet
sahibidir.
50- Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve
sırtlarına vura vura ve "Tadın
bakalım cehennem azabını!"
diye diye canlarını alırken
hallerini bir görmeliydin.
51- İşte bu, sizin kendi
ellerinizle meydana getirdiğiniz bir
sonuçtur. Hiç şüphesiz Allah, kullarına
hiçbir şekilde zalim biri değildir.
52- Tıpkı Firavun'un izinden
gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi
gibi onlar da Allah'ın âyetlerini tanımadılar,
Allah da kendilerini günahları yüzünden
tutuklayıverdi. Çünkü Allah çok
kuvvetli ve azabı çok çetin olandır.
53- Bu, Allah'ın bir kavme verdiği
nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe
değiştirmemesinden dolayıdır.
Gerçekten de Allah hakkiyle işiten,
herşeyi bilendir.
54- Tıpkı Firavun'un izinden
gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi
gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar.
Biz de onları günahları yüzünden
helâk ettik. Firavun ile arkasından
gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim
idiler.
55- Allah katında kımıldayıp
debelenen canlıların en kötüsü,
inkara saplanıp da bir türlü iman
etmeyenlerdir.
56- Onlar, kendileriyle antlaşma
yaptığın halde her defasında
antlaşmalarını bozarlar ve
bundan hiç çekinmezler.
57- Bundan dolayı onları harpte
yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı
olacak şekilde ağır bir
cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
58- Eğer bir kavmin, sözleşmeye
aykırı bir hainlik yapmasından
korkarsan, savaştan önce aynı
şekilde antlaşmayı bozduğunu
kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri
sevmez.
59- O kâfirler ileri geçip kurtulduklarını
sanmasınlar. Onlar kesinlikle (bizi)
aciz bırakamazlar.
60- Siz de gücünüzün yettiği
kadar onlara karşı her çeşitten
kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın
ki, onlarla hem Allah'ın düşmanlarını,
hem de kendi düşmanlarınızı,
ayrıca Allah'ın bilip de sizin
bilmediğiniz daha başkalarını
korkutasınız. Allah yolunda her ne
harcarsanız onun sevabı size
eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa
uğratılmazsınız.
61- Eğer onlar barıştan
yana olurlarsa, sen de barıştan
yana ol! Ve Allah'a güven. Çünkü işiten
ve bilen O'dur.
62- Eğer sana hile yapmak
isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter.
Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek
olan O'dur.
63- Müminlerin kalplerini birbirlerine O
ısındırdı. Yoksa yeryüzünde
ne varsa sen hepsini harcasaydın yine
de onların kalblerini (böylesine)
ısındıramazdın. Lâkin
Allah, kalplerini kaynaştırdı.
Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir.
64- Ey Peygamber! Sana Allah yetişir,
arkandan gelen müminlerle beraber.
65- Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik
eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi
olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer
sizden yüz kişi olursa kâfirlerden
bin kişiye galip gelirler. Çünkü
onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen
anlayışsız bir kavimdirler.
66- Şimdi Allah sizden yükü
hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu
bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi
olursa ikiyüz düşmana galip gelirler,
sizden bin kişi olursa Allah'ın
izniyle ikibin düşmana galip gelirler.
Allah sabredenlerle beraberdir.
67- Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır
basmadıkça (kesin zafere ulaşıp
üstün gelmedikçe) esirleri olması
layık değildir. Siz dünya malını
istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı
murad eder. Allah azizdir, hakimdir.
68- Eğer Allah'dan bir yazı (hüküm)
bulunmasa idi aldığınız
fidyeden dolayı size mutlaka büyük
bir azab dokunurdu.
69- Artık elde ettiğiniz
ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin
ve Allah'a karşı gelmekten sakının.
Muhakkak ki, Allah bağışlayıcıdır
ve merhamet edicidir.
70- Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de
ki: "Eğer Allah sizin
kalblerinizde bir hayır bulursa, sizden
alınandan daha hayırlısını
size verir ve günahlarınızı
bağışlar. Çünkü Allah bağışlayıcıdır."
71- Eğer sana hıyanet etmek
isterlerse iyi bilsinler ki, bundan önce
Allah'a hainlik ettiklerinden dolayı
Allah onların ezilmelerine imkân
verdi. Allah her şeyi hakkıyla
bilen hüküm ve hikmet sahibidir.
72- Gerçekten de iman edip hicret eden,
mallarıyla ve canlarıyla Allah
yolunda cihad veren, onları barındırıp
yardım edenler, işte bunlar
birbirlerinin dostlarıdırlar.
İman ettiği halde henüz hicret
etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar
onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız
yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım
isterlerse, sizinle arasında antlaşma
bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça,
onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur.
Allah bütün yaptıklarınızı
görüp duruyor.
73- Kâfirler de aslında
birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar.
Eğer siz de öyle yapmazsanız,
yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.
74- O kimseler ki, iman ettiler, hicret
ettiler ve Allah yolunda cihada katıldılar,
bir kısımları da onları
barındırıp yer, yurt sahibi
yaptılar ve yardıma koştular,
işte bunlar hakkıyla mümin
olanlardır. Bunlara bir mağfiret
ve cömertçe bir rızık vardır.
75- Daha sonradan hicret edip sizinle
beraber savaşa katılanlar da
sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah'ın
kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar.
Şüphe yok ki, Allah her şeyi
bilir.
8-ENFAL:
1- Sana ganimetlerin bölüştürülmesini
soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi
Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz
gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan
korkun da biribirinizle aranızı düzeltin.
Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.
2- Gerçek müminler ancak o müminlerdir
ki, Allah anıldığı zaman
yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu
zaman imanlarını arttırır.
Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül
ederler.
3- Onlar ki, namazı gereği gibi
kılarlar ve kendilerine rızık
olarak verdiğimiz şeylerden Allah
yoluna harcarlar.
4- İşte gerçekten mümin
olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında
dereceler vardır, bağışlanma
ve değerli rızık vardır.
5- Nitekim Rabbin seni, hak uğruna
savaşmak için evinden çıkarmıştı.
Oysa müslümanların bir kısmı
o zaman bundan hoşlanmamışlardı.
6- Ve gerçek, gün gibi açığa
çıktıktan sonra bile seninle münakaşaya
devam etmişlerdi; sanki göz göre göre
ölüme sürükleniyorlardı.
7. İşte o zaman Allah size iki
taifeden (kervan veya kureyş
ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin
olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki,
şanı ve şerefi olmayan şey
(kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle
hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerin
arkasını kesmek istiyordu.
8- Ki, hakkın hak olduğunu tanıtsın
ve batılı büsbütün yok etsin,
varsın o günahkârlar istemesin.
9- O vakit siz Rabbinizden yardım
diliyordunuz. O da: "Ben işte
ardarda bin melekle size yardım
ediyorum" diye duanızı kabul
buyurmuştu.
10- Bunu da Allah size sırf bir müjde
olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın
diye yapmıştı. Yoksa zafer
ancak Allah katındandır. Gerçekten
Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.
11- O sırada size, yine katından
bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku
sardırıyordu, sizi temizlemek,
şeytanın vesvesesini sizden
gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve
ayaklarınızı sağlam
durdurmak için gökten üzerinize yağmur
indiriyordu.
12- İşte o anda Rabbin
meleklere şöyle vahyediyordu: Ben
sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin
yüreğine korku salacağım,
hemen boyunlarının üstüne vurun,
parmaklarına, parmaklarına
vurun".
13- Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne
karşı geldiler. Kim Allah'a ve
Resulüne karşı gelirse, bilsin ki
Allah'ın azabı çok çetindir.
14- İşte gördünüz ya, şimdilik
siz bunu tadın, şu da kesindir ki,
ahirette kâfirlere cehennem azabı vardır.
15- Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle
karşılaştığınız
zaman, onlara arkalarınızı dönmeyin
(kaçmayın).
16- Böyle bir günde her kim onlara,
tekrar dönüp çarpışmak için
geri çekilmek veya diğer bir safta
yeniden mevzilenmek hâlleri dışında,
arkasını dönerse, muhakkak
Allah'dan bir gazaba uğramış
olur ve varacağı yer cehennemdir,
orası da ne kötü bir akıbettir.
17- Sonra onları siz öldürmediniz,
lâkin Allah öldürdü. Attığın
zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı.
Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek
içindi. Allah işitendir, bilendir.
18- Gördünüz ya, Allah, kâfirlerin
kurduğu tuzağı işte böyle
boşa çıkarır.
19- Fetih istiyorsanız, işte
size fetih gelmiştir, eğer aşırı
gitmez de son verirseniz, hakkınızda
daha hayırlıdır. Yok eğer
dönerseniz, biz de döneriz. O vakit
askeriniz çok da olsa size hiç bir şekilde
fayda vermez. İyi biliniz ki, Allah müminlerle
beraberdir.
20- Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne
itaat edin. İşitip durduğunuz
halde onun emirlerinden yüz çevirmeyin!
21- Ve işitmedikleri halde "işittik"
diyenler gibi olmayın!
22- Çünkü yeryüzünde dolaşan
canlıların Allah katında en kötüsü
anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla
dilsizlerdir.
23- Allah onlarda hayır görseydi
onlara işittirirdi, işittirseydi
yine de aldırmaz arka dönerlerdi.
24- Ey iman edenler! Peygamber sizi, size
hayat verecek şeylere davet ettiği
zaman, Allah'a ve Resul'e icabet edin. Ve
bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına
girer. Ve siz kesinkes O'nun huzurunda
toplanacaksınız.
25- Ve öyle bir fitneden sakının
ki, içinizden yalnızca zulüm
yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki,
Allah'ın cezası şiddetlidir.
26- Düşünün ve hatırlayın
o zamanları ki, hani bir vakitler siz
yeryüzünde güçsüzdünüz, hor görülen
bir azınlıktınız. İnsanların
sizi hırpalamasından
korkuyordunuz, öyle iken O, sizi barındırdı
ve sizi yardımıyla destekleyip güçlendirdi
ve şükretmeniz için temizlerinden rızık
verdi.
27- Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'e
hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi
emanetlerinize hıyanet etmiş
olmayasınız.
28- Ve iyi biliniz ki, mallarınız
ve evlatlarınız birer imtihan aracından
başka birşey değildir. Allah
katında büyük ecir vardır.
29- Ey iman edenler! Allah'a karşı
gelmekten sakınırsanız, O,
size bir furkan (hakkı batıldan ayırdedecek
bir anlayış) verir ve günahlarınızı
örtbas eder, sizi bağışlar.
Allah büyük lütuf sahibidir.
30- Hani bir vakitler, o kâfirler, seni
tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp
çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı
da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında
tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların
en hayırlısını kurar.
31- Onlara âyetlerimiz okunduğu
zaman, "işittik, dilersek bunun
gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin
efsanelerinden başka bir şey değildir"
diyorlardı.
32- Bir vakit de, "Ey Allah, eğer
bu Senin katından gelmiş bir hak
kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar
yağdır veya bize daha acı bir
azap ver" demişlerdi.
33- Halbuki sen içlerinde iken Allah,
onlara azab edecek değildi. İstiğfar
ettikleri sürece de Allah onlara azab
edecek değildir.
34- Şimdi ise Allah'ın
kendilerine azab etmemesi için neleri var
ki? Oysa Mescid-i Haram'dan menediyorlar. Üstelik
onun hizmetine ehil
kişiler de değiller. Çünkü
onun hizmetine ehil olanlar ancak müttakilerdir.
Lâkin çoğu bunu bilmezler.
35- Kâbe huzurunda onların duaları
ise ıslık çalıp el çırpmaktan
başka birşey değildir. O
halde inkârınızdan (ve nankörlüğünüzden)
dolayı bu azabı tadın bakalım.
36- Mallarını, Allah yolundan
engellemek için sarfeden o kâfirler, hiç
şüphesiz yine onu sarfedecekler. Varsın
sarfetsinler, sonra o yüreklerine inen bir
acı olacak, sonra da mağlup
olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp
cehenneme gönderilecekler.
37- Allah, murdarı temizden ayırdetmek
için ve bir de murdar kısmını
birbiri üzerine bindirip hepsini bir araya
getirmek ve topunu birden cehenneme koymak için
böyle yapar. İşte bunlar o hüsran
içinde kalanların ta kendileridir.
38- O kâfirlere de ki: Eğer bu işe
son verirlerse daha önce yaptıkları
bağışlanacak. Yok yine karşı
koymaya başlar, isyana dönerlerse, önceki
ümmetlere uygulanan kurallar kendilerine de
uygulanacak. (Artık o ilâhî uygulamayı
beklesinler.)
39- Ortalıkta fitne kalmayıp,
din tamamıyla Allah'ın dini
oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer
vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını
görür.
40- Yok vazgeçmez de tekrar eskiye dönerlerse
artık bilin ki, Allah sizin yardımcınızdır.
O ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır.
41- Şunu da biliniz ki, ganimet
olarak aldığınız her
hangi bir şeyden beşte biri
mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve
ona yakınlığı olanlara,
yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara
aittir. Eğer siz Allah'a iman etmiş,
hak ile batılın ayrıldığı
o gün, iki ordunun karşı karşıya
geldiği o (Bedir) günü kulumuza
indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş
iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki,
Allah, herşeye kâdirdir.
42- O vakit siz vadinin yakın bir
yamacında idiniz, onlarsa uzak yamacında
idiler. Kervan da sizden daha aşağıda
idi. Öyle ki, şayet onlarla sözleşmiş
olsaydınız, öyle bir buluşma
yeri için mutlaka anlaşmazlık çıkarırdınız.
Fakat olması gereken (zafer)in olması
için Allah böyle takdir etti. Tâ ki,
helak olan apaçık bir delil gördükten
sonra helak olsun, sağ kalanlar da yine
apaçık bir delilden sonra yaşasın.
Kesindir ki Allah, işitendir, bilendir.
43- Hani o vakitler Allah sana uykunda (rüyanda)
onları az gösteriyordu. Eğer
Allah sana onları kalabalık gösterseydi
korkacaktınız ve savaş
konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz.
Fakat Allah böyle bir şeyden sizi uzak
tuttu. Çünkü O, gönüllerde yatanı
da bilir.
44- Ve işte onlarla karşılaştığınız
vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu,
sizi de onların gözlerinde azaltıyordu.
Çünkü Allah o mukadder olan işi
yerine getirecekti. Bütün işler
Allah'a döndürülür.
45- Ey iman edenler, bir düşman
topluluğu ile karşılaştığınız
zaman sebat edin ve Allah'ı çokça
zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.
46- Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne
itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin.
Sonra içinize korku düşer ve
kuvvetiniz elden gider. Sabırlı
olun, çünkü Allah sabredenlerle
beraberdir.
47- Çalım atarak ve halka gösteriş
yaparak yurtlarından çıkanlar ve
Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayın.
Allah onların bütün yaptıklarını
çepeçevre kuşatmıştır.
48- Şeytan, onlara amellerini güzel
gösterdiği zaman, "Bu gün
insanlardan size galip gelecek yoktur, ben
de size yardımcıyım."
demişti. Fakat iki tarafın karşı
karşıya geldiği görününce
arkasını dönüp kaçtı ve
şöyle dedi: "Ben sizden
kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz
şeyler görüyorum ve ben Allah'dan
korkarım. Ayrıca Allah'ın
azabı çok çetindir."
49- O sırada münafıklar ve
kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar
hakkında) "şu adamları
dinleri aldattı" diyorlardı.
Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin
ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet
sahibidir.
50- Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve
sırtlarına vura vura ve "Tadın
bakalım cehennem azabını!"
diye diye canlarını alırken
hallerini bir görmeliydin.
51- İşte bu, sizin kendi
ellerinizle meydana getirdiğiniz bir
sonuçtur. Hiç şüphesiz Allah, kullarına
hiçbir şekilde zalim biri değildir.
52- Tıpkı Firavun'un izinden
gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi
gibi onlar da Allah'ın âyetlerini tanımadılar,
Allah da kendilerini günahları yüzünden
tutuklayıverdi. Çünkü Allah çok
kuvvetli ve azabı çok çetin olandır.
53- Bu, Allah'ın bir kavme verdiği
nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe
değiştirmemesinden dolayıdır.
Gerçekten de Allah hakkiyle işiten,
herşeyi bilendir.
54- Tıpkı Firavun'un izinden
gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi
gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar.
Biz de onları günahları yüzünden
helâk ettik. Firavun ile arkasından
gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim
idiler.
55- Allah katında kımıldayıp
debelenen canlıların en kötüsü,
inkara saplanıp da bir türlü iman
etmeyenlerdir.
56- Onlar, kendileriyle antlaşma
yaptığın halde her defasında
antlaşmalarını bozarlar ve
bundan hiç çekinmezler.
57- Bundan dolayı onları harpte
yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı
olacak şekilde ağır bir
cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
58- Eğer bir kavmin, sözleşmeye
aykırı bir hainlik yapmasından
korkarsan, savaştan önce aynı
şekilde antlaşmayı bozduğunu
kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri
sevmez.
59- O kâfirler ileri geçip kurtulduklarını
sanmasınlar. Onlar kesinlikle (bizi)
aciz bırakamazlar.
60- Siz de gücünüzün yettiği
kadar onlara karşı her çeşitten
kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın
ki, onlarla hem Allah'ın düşmanlarını,
hem de kendi düşmanlarınızı,
ayrıca Allah'ın bilip de sizin
bilmediğiniz daha başkalarını
korkutasınız. Allah yolunda her ne
harcarsanız onun sevabı size
eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa
uğratılmazsınız.
61- Eğer onlar barıştan
yana olurlarsa, sen de barıştan
yana ol! Ve Allah'a güven. Çünkü işiten
ve bilen O'dur.
62- Eğer sana hile yapmak
isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter.
Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek
olan O'dur.
63- Müminlerin kalplerini birbirlerine O
ısındırdı. Yoksa yeryüzünde
ne varsa sen hepsini harcasaydın yine
de onların kalblerini (böylesine)
ısındıramazdın. Lâkin
Allah, kalplerini kaynaştırdı.
Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir.
64- Ey Peygamber! Sana Allah yetişir,
arkandan gelen müminlerle beraber.
65- Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik
eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi
olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer
sizden yüz kişi olursa kâfirlerden
bin kişiye galip gelirler. Çünkü
onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen
anlayışsız bir kavimdirler.
66- Şimdi Allah sizden yükü
hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu
bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi
olursa ikiyüz düşmana galip gelirler,
sizden bin kişi olursa Allah'ın
izniyle ikibin düşmana galip gelirler.
Allah sabredenlerle beraberdir.
67- Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır
basmadıkça (kesin zafere ulaşıp
üstün gelmedikçe) esirleri olması
layık değildir. Siz dünya malını
istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı
murad eder. Allah azizdir, hakimdir.
68- Eğer Allah'dan bir yazı (hüküm)
bulunmasa idi aldığınız
fidyeden dolayı size mutlaka büyük
bir azab dokunurdu.
69- Artık elde ettiğiniz
ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin
ve Allah'a karşı gelmekten sakının.
Muhakkak ki, Allah bağışlayıcıdır
ve merhamet edicidir.
70- Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de
ki: "Eğer Allah sizin
kalblerinizde bir hayır bulursa, sizden
alınandan daha hayırlısını
size verir ve günahlarınızı
bağışlar. Çünkü Allah bağışlayıcıdır."
71- Eğer sana hıyanet etmek
isterlerse iyi bilsinler ki, bundan önce
Allah'a hainlik ettiklerinden dolayı
Allah onların ezilmelerine imkân
verdi. Allah her şeyi hakkıyla
bilen hüküm ve hikmet sahibidir.
72- Gerçekten de iman edip hicret eden,
mallarıyla ve canlarıyla Allah
yolunda cihad veren, onları barındırıp
yardım edenler, işte bunlar
birbirlerinin dostlarıdırlar.
İman ettiği halde henüz hicret
etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar
onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız
yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım
isterlerse, sizinle arasında antlaşma
bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça,
onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur.
Allah bütün yaptıklarınızı
görüp duruyor.
73- Kâfirler de aslında
birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar.
Eğer siz de öyle yapmazsanız,
yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.
74- O kimseler ki, iman ettiler, hicret
ettiler ve Allah yolunda cihada katıldılar,
bir kısımları da onları
barındırıp yer, yurt sahibi
yaptılar ve yardıma koştular,
işte bunlar hakkıyla mümin
olanlardır. Bunlara bir mağfiret
ve cömertçe bir rızık vardır.
75- Daha sonradan hicret edip sizinle
beraber savaşa katılanlar da
sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah'ın
kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar.
Şüphe yok ki, Allah her şeyi
bilir.
|